KARA MIŞIKErte erte zamanda, Ata uğlu nın, atkan oguman, aytkan sözı kaytmagan zamanda. kuldan tuvgan dın kul bolmagan, yaman tuvgan dın kul bolgan zamanda. Künşi dın köbeymegen, bakılşı dın bayımagan zamanda. Kılış kespesti tilek kesken, Malı ketken dın yarlı bolmagan, sını ketken dın yarlı bolgan zamanda. Meneli söz nın maldan artık bolganı, esaplı dostıng malı bır, antlı dostıng janı bır bolganı zamanda. Yeşıl jurt Kırım da, bır kışkene Argın koyde, betı calpak, aklı üyken, Surbatur degen bır kışkene Tatar balası bar eken. Babaysın dın bır uğlı eken, Babaysı Baytal güde eken, lakin bek carlı eken, üyge bır kun ötmek ketırse, bır kun ketıramay eken. Kalavusu kireçmen ıslavlu azbarlarında bek kop te şıpşelerı bar eken. Surbatur olarnı kop süye eken; lakin o vakıtta, azbarga bırde kara mışık tatangan; usuluptan kelıp, azbar da yuklagan iytke korunmeden, bır şıpşe kabıp cuvurup kaşa eken. Surbatur da artın dan tutaman dep cuvura eken; lakin kara mışık, kozden cok bolup kete eken. Surbatur da artın dan karap, kara mışıkka egeşıp kalaeken. Surbatur dın bılay kara mışıknı kovalap egeşkenını korgen komşuları Ablamit Akay da, kulemen dep şırkata kala eken, bırgun Surbatur ga, “ulâân tavkel bala, mışıknı tutaman dep ograşa berme, o sen diy tavkel tuvul; saga tutturmaz özündü.” degen. Surbatur da “Ablamit Akam, maga karap, karap kuleberesın; lakin anavu kââpır mışık, azbar da şıpşe taşlamadı; men onu tutup öttürecekmen” degen. Ablamit Akay da, “ulâân tavkel bala, o degenın kalay bolacak? kop ataberme kulecekmen dep karnım avura, sen o mışıknı öttürüp terısını maga ketır, mende saga, menım arandakı toru taynı berecekmen” degen. Kunler bılay kelıp geşe ekende, Surbatur üyün aldındakı tırmen taşın da oturup, kadiy etermen de, karamışıknı tutup öttürürmen dep tüşünekende, kara suvdan balık tutkan kışılernı tüşünüp, kozünü kogertken; akırında Aşkanaga ketıp bır un şuvalı tabkan; kakıradan da, teran balya telımen kınawu bır cıp alıp, terektın astına barıp oturgan; balya telını tegerşık diy tögelek etıp, şuvalın avzuna geşırgen; cıpmen de şuvalın azuz betınden bır koşege bır dügüm atıp, şuvalnı cerge salgan. Cıbın anavbır yakını, terektın ust betınden aylandırıp tartıp ketken, bıraz ta tartıp, azbarın ast betındekı angışnın artıngaşık, cıbın uşunu aketıp salgan. Sura bu seper de, özü bır şıpşe tutup, ayak süyegın den bır taş ka baylap şuvalın işine salgan. Zavalı şıpşe, şuvaldan şıgaman dep cıykıldap bakıra eken. Surbatur şıpşege bek aciy eken; lakin kara mışıknı tutmaga ant etken üşün sabreteken. Bır vakıt ta bılay sabretıp turgan sura, şıpşenın cıykıltısını tuygan kara mışık, kalavunun töbesınden usulup azbarga kırgen. Surbatur kara mışıknı kozliy eken. Kara mışık, bır anyaka, bır mınyaka karap, usuluptan, şuvalın işindekı şıpşenın katına kelgende, teran toktagan. Şıpşemen koz koze kelgen vakıtta, tez bolup şuvalın işıne atlagan. Kara mışık nın atlap şuvalga kırgenındı korgen Surbatur da, kolundakı cıpnı tartıp, şuvalnı terekke kotergen; akırında tez bolup, şuvalın katına barıp, şuvalın avzunu cıpmen baylagan. Şuvalın işindekı şıpşemen kara mışık, bakırıp tura ekende, Surbatur şuvalnı sırtına urup, colga şıkkan. Özü özüne, Ablamit Akayın katecek ekenın dı tüşünüp, kulebere eken. Ablamit akayın azbarına kırgende, kapıdakı tokmakga bır ekı tıklatkaman, Ablamit Akayın Apakayı; Avazade hatın “oooyt kımeken o” dep bakırıp kapıga şıkkan. Surbatur da, “Avazade dadam menım, men” dep bakırgan; kapı aşılıp, Avazade hatın Surbaturnu korgende, örsen karsan etıp, “ne boldu balam Anayın gene avurdumu” dep kaltıragan. Surbatur da, “cok Avazade dadam” degen, “sen cüregını koş tut, bır şekıy bolmadı, Ablamit Akamı karayman” degen. Avazade hatın da, “Surbatur, Ablamit camiyge kettı, bıraz sura kelır de, sen bızge kalay keldın, eş kelmiy edın, khayırmı” degen. Surbatur da, özü özüne kyiplenıp, “khayır ya, Avazade dadam” degen. “Ablamit Akam maga soz bergen edı, kara mışıknı öttürüp terisını ketırsem maga, sıznın arandakı Toru Tay nı bereceg edı; mende kara mışıknı tutup şuvalga saldım, öttürüp terısını yüzecekmen” degen. Avazade hatın da bırden kaltırap “ey menım jıgıt balam, ey menım kozümnün carıgı balam, Ablamit Akan saga aruv degen de, o aytkandın kara mışıknın bıznıng kakırada altı tane balası bar, sen kara mışıknı öttürsen olarga kım karaycak, kım sütün berecek eken” dep cılagan. Surbatur da, “yav Avazade dadam, sen cılayberme, Ablamit akam ele bır camiyden kelsın, sozunden aylanırsa men eş ındemeden ketecekmen” degen. Avazade hatın da “ey menım kozümün carıgı balam, Ablamit Akan sözünden aylanmaz, saga o kara mışıknı bogazlatır. Zaten Ablamit Akan, kara mışıknı eş süymiy edı, men o mışıknı besliy edım. Sen kara mışıknı bogazlarsan bıyerlernı şışan basar, hem men özüm, şışandan bek korkaman. Amman jıgıt balam, sen kara mışıknı ciber de, balalarını emızsın men saga, mına kolumdakı altun bılezıknı berecekmen” degen. Surbatur, bırde karasa, altı tane mışık balası kakıradan bakırşıp, aş bolganları üşün cıykıldaybereler. Surbatur, mışık balalarını korgende, karap karap cüregı cangan, artından şuvalnın avzunu şeşken; Şuvalnın avzu şeşilgemen kara mışık şuvalın işinden atlap şıkkan. Artından cuvasına kırıp, balalarını emızmege koyulgan. Şuvalın işindekı şıpşe de şıgamay bakıra eken. Surbatur da, şıpşenın ayak suyegınde baylı bolgan taşnı şeşıp, şıpşesını alıp kaytayatkan da, Avazade hatın, kolundakı altun bılezıknı şıgarıp Surbatur ga uzaktan. Surbatur da “cok almayman Avazade dadam, men kara mışıknı altun üşün cibermedım, men onun balalarını toyurmak üşün ograşkanını bılmiy edım” degen. Artından da, “Ablamit Akam ga selam ayt; Surbatur keldı, Ablamit Akam haklı eken dedı, Karamışıknı tutamaycak bolganını tüşünüp anlagan, endı ograşmaycak eken dep aytarsın“ dep azbardan şıgıp ketken. O kunden sura, Surbatur, kara mışıknı azbarga bır ta kelır dep kozlese de, kara mışıknı bır ta eş koramagan, endı dersını algandır dep süyünüp kıypleneken de; bırden bır cıykıltı tuygan, ne bolgan aceba? dep kozünü kogertıp karay eken de, Anayı Surbaturun katına toru kelgen, betı şırayı kaşkan eken. “Ne boldu Anay? gene avurdunmu?” dep soragan da; Anayı da, “cok balam ne avurması, bek korktum” degen. Surbatur da, “vay Anayım kım bılay korkuzdu senı ayt maga” degenımen, Anayı da, “cok balam, men kımseden korkmam da; lakin kuyu dan suv şege edım, bırde karadım, kuyudan bır cılan şıktı, men kaşaman diy eken de cıgılıp kaldım. Cılan tam maga keleyatırgan da, kalavudan bır kara mışık atlap, cılannı parşaladı o yerde de aşadı.” degenımen, Surbatur, bu kara mışıknın, özünün tutkanı kara mışık bolganına kanaat ketırıp, Anasını kuşaklap özüözüne kuvangan. Tarih : 18.05.2009 Yazan : Cihangir BORAN Ankara – Polatlı – Sakarya (Tırnaksız) KöyüBugün, 18 Mayıs 2009, Kırım Tatar halkının sürgündeki 65. yılı; ben bu matem günümüz de, günün anlam ve önemine binaen, öz dilim le; yani Tatar ca yazdığım konusu, Kırım da geçen, naçizane bir öykümü paylaşmak istedim; dilerim beğenmişsinizdir.Sawlukman kalınızCihangir BORANTürkçe'ye çeviri:KARA MIŞIK (KARA KEDİ)Evvel, evvel zamanda, Baba terbiyesi almış Oğul’un, attığı ok ile söylediği sözün geri dönmediği zaman da; kuldan doğan’ın kul olmadığı, kötü doğanın kul olduğu zaman da; kıskançların çoğalmadığı, art niyetli sahtekar insanların, zenginlemediği zaman da; kılıcın kesemediğini, dileğin kestiği; malı gidenin zarar da olmadığı, sanı (adı) gidenin zarar da olduğu zaman da; özlü sözün, maldan kıymetli olduğu; hesabını bilen dostların malları bir, yeminli dostların canları bir olduğu zaman da. Yeşil yurt Kırım da, bir küçük Argın köyde, (Şırın, Barın, Argın, Mangıt; bunlar Tatar boy beylik isimlerindendir.) beti calpak (calpak bet: geniş ve yayvan bir yüz, elmacık kemikleri çıkık, gözler çekik) aklı yüce, Surbatur ismin de, bir küçük Tatar balası varmış. Babasının tek oğlu imiş; Babası kısrak güdermiş; lakin çok fakirmiş; eve bir gün ekmek getirse, bir gün getiremiyormuş. Duvarları kireçle sıvalı avluların da pek çok ta Civcivleri varmış. Surbatur onları çok severmiş; lakin o vakitler de avluya birde kara Kedi dadanmış. Usulca gelip, avluda uyuyan köpeğe görünmeden, bir civciv kapıp, koşarak kaçarmış. Surbatur da, ardın dan tutayım diye koşarmış; lakin kara Kedi, gözden yok olup gidermiş. Surbatur da ardın dan bakıp, kara kediye sinirlenip kalıyormuş. Surbaturun böyle, Kara kediyi kovalayıp sinirlendiğini gören komşuları Ablâmit Akay da, gülecem derken kendinden geçermiş. Bir gün Surbatur’a “ulâân aptal çocuk, Kediyi tutacam diye uğraşıp durma, o senin gibi aptal değil; sana tutturmaz kendisini.” Demiş. Surbatur da; “ Ablâmit Akam, bana bakıp, bakıp gülüyorsun; lakin o kâfir Kedi, avlu da civciv bırakmadı; ben onu tutup öldüreceğim” demiş. Ablâmit Akay da, “ulâân aptal çocuk, o dediğin nasıl olacak? Çok atıp durma, gülecem diye karnım ağrıyor, sen o kara Kediyi öldürüp derisini bana getir, ben de sana, benim Ahırdaki doru tayı vereceğim” demiş. Günler böyle gelip geçerken, Surbatur evin önündeki değirmen taşın da oturup, nasıl ederim de, kara Kediyi tutup öldürürüm diye düşünürken, Kara sudan balık tutan kişileri düşünüp, birden gözünü faltaşı gibi açmış; ardın dan mutfağa gidip bir un çuvalı bulmuş; garajdan da, biraz balya teliyle sağlam bir ip alıp, ağacın altına gidip oturmuş. Balya telini, tekerlek gibi yuvarlak edip, çuvalın ağzına geçirmiş; iplede, çuvalın ağız kısmın dan bir köşeye bir düğüm atıp, çuvalı yere koymuş. İpin öbür tarafını, ağacın üst tarafından çevirip ucunu çekip gitmiş; biraz daha çekip, avlunun alt tarafındaki saman römorkunun ardına kadar ipin ucunu götürüp bırakmış. Sonra bu sefer de, kendisi bir civciv tutup, ayak kemiğinden bir taşa bağlayıp, çuvalın içine koymuş. Zavallı civciv, çuvaldan çıkmak için ciyaklayıp bağırıyormuş. Surbatur, civciv’e çok acıyormuş; lakin kara Kediyi tutmaya ant ettiği için sabrediyormuş. Bir vakit’te böyle sabredip durduktan sonra, civcivin ciyaklamasını duyan kara Kedi, duvarın tepesin den, usulca avluya girmiş. Surbatur kara Kediyi gözlüyormuş. Kara kedi, bir o taraf’a, bir bu tarafa bakıp, usulca çuvalın içindeki civciv’in yanına geldiğin de, biraz durmuş. Civcivle göz göze geldiği zaman da, hızla çuvalın içine atlamış. Kara kedinin, atlayıp çuvala girdiğini gören Surbatur da, hemen kolundaki ipi çekip, çuvalı ağaca kaldırmış; ardından çabuk olup, çuvalın yanına varıp, çuvalın ağzını iple bağlamış. Çuvalın içindeki civcivle, kara kedi, bağırıp dururlarken, Surbatur çuvalı sırtına vurup, yola çıkmış. Kendi kendine, Ablâmit Akayın ne yapacağını düşünüp, gülüyormuş. Ablâmit Akayın avlusuna girdiğinde, kapıdaki tokmağa bir iki tıklatınca, Ablâmit Akayın eşi, Avazade hanım “oooyt kimmiş o” deyip bağırıp kapıya çıkmış. Surbatur da, “Avazade Ablam benim ben” deyip bağırmış; kapı açılıp, Avazade hanım Surbatur’u gördüğünde, eli ayağına dolaşıp “ne oldu balam, Annen yine hastalandı mı?” deyip titremiş. Surbatur da, “yok Avazade Ablam” demiş “sen yüreğini hoş tut, bir şey olmadı, Ablâmit Akama bakıyorum” demiş. Avazade hanım da, “Surbatur, Ablâmit camiye gitti, biraz sonra gelir de, sen bize nasıl geldin? Hiç gelmiyordun, Hayır mı?” demiş. Surbatur da, kendi kendine keyiflenip, “hayır ya, Avazade Ablam” demiş. “Ablâmit Akam bana söz vermişti, kara kediyi öldürüp derisini getirsem bana, sizin ahırdaki doru Tayı verecekti; bende kara Kediyi tutup çuvala koydum, öldürüp derisini yüzeceğim” demiş. Avazade hanım da, birden titreyerek, “ey benim yiğit balam, ey benim gözümün aydınlığı balam, Ablâmit Akan sana iyi demiş te, o dediğin kara Kedinin bizim garaj da, altı tane yavrusu var, sen kara Kediyi öldürsen onlara kim bakacak?, kim sütünü verecek?” deyip ağlamış. Surbatur da, “yav Avazade Ablam, sen ağlayıverme, Ablâmit Akam hele bir Cami den gelsin, sözün den dönerse, ben hiç sesimi çıkarmadan gideceğim” demiş. Avazade Hanım da “ey benim gözümün aydınlığı balam, Ablamit Akan sözünden dönmez, sana o kara kediyi boğazlatır. Zaten Ablâmit Akan, kara kediyi hiç sevmiyordu, ben o kediyi besliyordum. Sen kara kediyi boğazlarsan buraları fare basar, hem ben kendim fareden pek korkuyorum. Aman yiğit balam, sen kara kediyi gönder de, yavrularını emzirsin ben sana, işte kolumdaki altın bileziği vereceğim” demiş. Surbatur, birde baksa, altı tane kedi yavrusu garajdan bağrışarak aç oldukları için ciyaklayıp duruyorlar. Surbatur, kedi yavrularını gördüğünde, bakıp, bakıp yüreği yanmış, ardından çuvalın ağzını çözmüş; çuvalın ağzı çözüldüğü anda, kara kedi çuvalın içinden atlayıp çıkmış. Ardından yuvasına girip, yavrularını emzirmeye koyulmuş. Çuvalın içindeki civciv de çıkamaz bağırırmış. Surbatur da, civcivin ayak kemiğinde bağlı olan taşı çözüp, civcivini alıp geri evine dönerken, Avazade hanım, kolundaki altın bileziği çıkarıp Surbatur’ a uzatmış. Surbatur da, “yok almıyorum Avazade Ablam, ben kara kediyi altın için göndermedim, ben onun yavrularını doyurmak için uğraştığını bilmiyordum” demiş. Ardından da, “Ablâmit Akama selam söyle; Surbatur geldi, Ablâmit Akam haklıymış dedi, kara kediyi tutamayacağını düşünüp anlamış, artık uğraşmayacakmış diye söylersin” deyip avludan çıkıp gitmiş. O günden sonra, Surbatur, kara kediyi, avluya bir daha gelir diye gözlesede; kara kediyi bir daha hiç görememiş. Artık dersini almıştır diye sevinip keyiflenirken, birden bir ciyaklama duymuş. Ne olmuş acaba? Diye gözünü fal taşı gibi açıp bakarken, Annesi Surbaturun yanına doğru gelmiş; yüzü, rengi kaçmış durumda imiş. “ne oldu Anne? Yine hastalandınmı? Diye sorduğun da Annesi de, “yok balam, ne hastalığı, çok korktum” demiş. Surbatur da, “vay Annem, kim böyle korkuttu seni söyle bana” dediğin de Annesi de, “yok balam, ben kimseden korkmam da; lakin kuyu dan su çekiyordum, birde baktım, kuyudan bir yılan çıktı, ben kaçacam derken, yıkılıp kaldım. Yılan tam bana gelirken, duvardan bir kara kedi atlayıp, yılanı parçaladı, orada da yedi.” Dediğin de, Surbatur, bu kara kedinin, kendisinin tuttuğu kara kedi olduğuna kanaat getirip, Annesini kucaklayıp, kendi kendine sevinmiş. Yazan : Cihangir BORAN Ankara – Polatlı – Sakarya (Tırnaksız) KöyüSawlukman kalınızCihangir BORAN
google_protectAndRun("render_ads.js::google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
« Son Düzenleme: 13 Temmuz 2009, 17:10:01 Gönderen: batugeray »
Logged
Nogay tuvulman, Kıpşak, Tat, Yalıboylu da tuvulman, Türkte tuvulman; men özüm Kırım nın öz Kalk’ı bolgan TATAR Kalkına mensup, bır pıkare TATAR man.Tatar ölgen diyberesın, Kaday uşun aytmaysın